Neden DigiByte?

Bugün sizlere DigiByte Blockchain'in öneminden ve onu diğer projelerden farklı kılan özelliklerden bahsedeceğim. Ama önce bazı temel konulara değinerek işe başlamak istiyorum.

DigiByte Logo
Eminim kripto para furyasının ortalığı kasıp kavurduğu dönemlerde, birçok kişi gibi sizde internette dolaşan haberleri okudunuz ve yükselen fiyatları duyarak heyecanla bu işe merak sardınız.

Herkes gibi önce Bitcoin ile tanıştınız. Ancak daha sonra Bitcoin’in dışında, Altcoin’ler olarak anılan yüzlerce farklı kripto para olduğunu fark ettiniz. Biraz daha araştırınca bunların henüz Bitcoin kadar tanınmayan ama ona nazaran çok daha fazla getiri potansiyeli vaat eden projeler olduğuna kanaat getirdiniz.

Peki neyin nesi bu yüzlerce coin? Kaç çeşitler? Hepsi aynı işe mi yarıyor? Farkları ne? Arkalarında kimler var? Hangi kriterlere göre seçip yatırım yapmalı? Maalesef çoğu insan bu sorulara doğru cevap verebilecek kadar araştırma yapmadan kulaktan duyma bilgiler ile bu işe girdiği için sonu hüsran olabiliyor.

Altcoinler ve DigiByte

Bitcoin’i yaratan gizemli Satoshi Nakamoto’nun ortaya koyduğu vizyonu kısaca özetlersek, insanların hiçbir devlet, kurum veya kişiye bağlı olmadan, aracısız ve maliyetsiz olarak özgürce kullanıp birbirlerine gönderebilecekleri bir para türü yaratmak istediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki bugün geldiğimiz noktada Bitcoin bunu başarabildi mi? Peki ya Altcoin’ler bu amaca ne kadar hizmet edebiliyor?

Bu sorulara içtenlikle cevap vermemiz gerekirse; Geldiğimiz noktada Bitcoin’in kullanım amacının sadece yatırım ve değer saklama aracı olarak şekillendiğini söylememiz gerekir. Gerek yüksek fiyat volatilitesi, gerek yüksek işlem ücretleri gerekse ağın çok yavaş çalışması Bitcoin’in günlük hayatta kullanılabilen bir para olma şansını yok etmiştir. Ayrıca madencilik gücünün %70 inin de Çin de toplanması, merkeziyetsiz olması ve güvenliği konularındaki endişeleri arttırmaktadır.

Şöyle düşünün; Bitcoin kabul eden bir yerden kahve alacaksınız ve Bitcoin ile ödeyeceksiniz. 5 TL lik kahve ücretini dükkana göndermek için ilave 5 dolarlık işlem ücreti ödemeniz, birde üstüne bu ödemenin karşı tarafa gittiğinin onaylanması uzunca bir süre beklemeniz gerekecek! Bu esnada Bitcoin fiyatında oluşabilecek değişim ile gönderdiğiniz 5 TL değerindeki Bitcoin’in, bir saat sonra 6 TL olabilme ihtimalinden hiç bahsetmiyorum bile. Gördüğünüz gibi Bitcoin para olarak kullanılabilmek için başarısız bir örnek. Eğer gelecek Lightning Network güncellemesinin Bitcoin’in tüm sorunlarını çözeceğine inanıyorsanız, bu konu ile ilgili yazdığım makalemi de ayrıca okumanızı tavsiye ederim.

Bitcoin Ağı
Gelelim Altcoin’lere. Bir bakıyoruz ki; Ico’su, Coin’i, Token’i, merkezi olanı, olmayanı yüzlerce çeşit… Öncelikle şunu net bir şekilde anlamamız gerekiyor. Büyüklerimizin “Her sakallıyı deden zannetme” sözü gibi, her gördüğümüz kripto parayıda yukarıda belirttiğim Nakamoto’nun ana felsefesine hizmet eden bir araç olarak tanımlayamayız.

Örneğin; Bir ülkenin yada bir şirketin kontrolünde olan bir kripto para, nasıl Nakamoto’nun özgür ve merkeziyetsiz dolaşım ilkesine hizmet edebilir? Arzı bir yapının kontrolünde ise merkez bankalarının kontrolündeki normal paradan ne farkı kalır? Mesele dijital bir ödeme aracı kullanmak ise mevcut itibari paraları bugün zaten yeterince dijitalize etmiş durumdayız. Kredi kartları, internet şubeleri, online cüzdanlar vs… bugün bu amaca yeterince iyi hizmet ediyor.

Hayır amaç bu değil. Amacımız; Nakamoto’nun çizdiği, tamamen merkeziyetsiz, para politikalarından bağımsız, bir otorite tarafından kontrol edilemeyen ve insanların özgürce kullanabileceği bir kripto para olmalı. Bu çerçeveden baktığınızda, bugün coinmarketcap.com da yer alan projelerin büyük bir kısmının aslında hiçbir fonksiyonu olmayan, spekülatif market değerlerine sahip projelerden oluştuğunu görürsünüz.
Merkeziyetsiz ve Merkezi Blok inciri
Çoğu ünlü Altcoin merkezi bir yapıya bağlı ve arzın tamamı bu yapıların kontrolü altında. Coinlerin tamamı önceden basılmış yani siz bu coinleri aldıkça ortaya çıkan değer, coinleri piyasaya süren yapıya para kazandırıyor. Onlarda canları istedikçe piyasaya yeni coin arz etmeye devam ediyorlar.

“Ben sadece kısa vadeli yatırım için bu merkezi coinleri alıyorum.” diyorsanız size her an karşı karşıya kalabileceğiniz bazı süprizlerden bahsedeyim; Diyelim ki siz yatırım amacı ile bir miktar merkezi coin aldınız. Yarın bu şirket keyfi olarak çıkıp ben piyasaya milyonlarca yeni coin arz ediyorum derse elinizdeki yatırıma ne olur? Ayrıca ABD Menkul Kıymetler ve Borsa komisyonu SEC'in son günlerde merkezi kripto paraları hedef alan açıklamalarını da kesinlikle göz ardı etmemenizi öneririm.

Birde “Hey! bakın benim çok iyi bir projem var ama gerçekleştirebilmek için biraz fon toplamam lazım. Şimdi size biraz token satarak işe koyulacağım!” diyen ICO tayfası var ki en çok dolandırıcılığın olduğu kesim burası.

Ico Scam

Çoğunun kendine ait bir blockchaini bile olmayan, Ethereum’un ERC20 altyapısını kullanan ve Token olarak sınıflandırılan bu ICO ların arasında nadiren bazı düzgün projeler olsada, ICO kelimesini gördüğünüz anda arkanıza bakmadan kaçmanızı tavsiye ederim. Zira bu zihniyetinde Nakamoto felsefesi ile hiçbir alakası yok.

Demek ki ister yatırım için olsun ister kullanım, ideal kripto paramız merkezi olamamlı ve fon toplama gibi amaçlar taşımamalı. E Bitcoin vardı bu özelliklere sahip onuda yazımızın başında eleştirdik beğenmedik! Evet çünkü Bitcoin’in ana felsefesi ve DNA sı çok iyi olsada, sahip olduğu altyapı ve teknik özellikler yetersiz ve ihtiyacı karşılamaktan uzak.

O zaman ne yapmalıyız? Bitcoin’in DNA sına sahip ama çok daha hızlı, güvenli ve ölçeklenebilir bir kripto para yaratmalıyız. Yani Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, var olanı geliştirmeliyiz. İşte DigiByte Blockchain’in ortaya çıkış hikayesi de tam olarak bu noktada başlıyor.
Bitcoin ve DigiByte
Ekim 2013 yılında Bitcoin madenciliği ile uğraşan yazılım mühendisi Jared Tate, Bitcoin’in çekirdek protokolüne sadık kalıp onu sahip olduğu tüm zayıf yönlerden arındırarak yepyeni bir Blockchain yaratma fikri ile çalışmalara başladı. 10 Ocak 2014'te DigiByte Blockcahin’in genesis bloğu kazıldı ve resmi duyurusu yapıldı. Odak noktası dijital ödemeler için siber güvenlik ve merkezi olmayan uygulamalar olarak belirlendi.

DigiByte Türkçe tanıtım sunumu için tıklayın.
DigiByte'ın Blokchain Endüstrisindeki yeri

5 yıllık gelişim süreci boyunca DigiByte; özellikle Blockchain güvenliği konusunda DigiShield ve MultiShield gibi kripto para piyasasına yön veren öncü teknolojiler geliştirdi ve bunları diğer kripto paraların kullanımına sundu. Bugün zCash ve DogeCoin gibi 40 ın üzerinde Altcoin, Blockchain’lerinin güvenliğini DigiByte’ın geliştirdiği bu teknolojiler ile sağlıyor. Bu eşsiz teknolojiler sayesinde gerçek zamanlı senkronize zorluk ayarlaması ve eşit ağırlığa sahip 5 farklı mining algoritması kullanan yegane zincir olan DigiByte, kendi Blockchain ağının %51 atağı ile art niyetli bir madenci grubu tarafından ele geçirilip manipüle edilmesini neredeyse imkansız hale getirdi. Öyleki Bitcoin ağının %70 hash gücünü elinde bulunduran Çinli madencilerin hepsi birden bugün DigiByte kazmaya başlasa bile burada %20 civarında hash gücüne ancak erişebiliyorlar.

DigiByte Mining Algoritmaları

Sadece güvenliğe odaklanmayan DigiByte hız konusunda çıtayı çok yukarılara taşıdı. Bitcoin’in 10 dk olan blok süresine karşılık, 15 sn lik bloklar kullanıldı. Yaptığı planlı 4 hard fork ve 1 soft fork ile sürekli kendini geliştirdi. Aralık 2015 te DigiSpeed güncellemesi ile saniyede yapabildiği işlem kapasitesini ilk etapta 280'e çıkarıldı ki bu sayı Bitcoin’de sadece 7 idi. DigiSpeed algoritmasına göre 280/sn olan bu işlem kapasitesi her iki yılda bir katlanarak artıyor. Şu an 560/sn de olan kapasite 2020 sonunda 2000/sn yi geçerek VISA ağının işlem hızını geride bırakacak ve 2035 yılında da 280.000/sn ye ulaşacak. Ayrıca 2016 Nisan ayında SegWit’i ilk aktive eden major Altcoin olan DigiByte, Litecoin ve Bitcoin’e bu konuda da örnek oldu.

DigiByte Bitcoin Litecoin Karşılaştırması

Merkeziyetsizlik konusunda da zirveyi kimseye bırakmayan ve 100 ün üzerinde ülkede 200.000 den fazla node (Blok zincirinin kopyasını bulunduran cihaz sayısı) sahip olduğu tahmin edilen DigiByte; hiçbir ülke, kurum veya kişi tarafından kontrol edilemeyen, mining ile yeni coinlerin basıldığı ve %100 Proof of Work (İş Kanıtı) prensibi ile çalışan, UTXO (Harcanmayan işlem çıktısı) türünde bir blok zinciri olacak şekilde tasarlandı. Temmuz 2018 itibariyle 10,5 milyar adedi üretilmiş ve blok ödülü 761 DGB (Her ay %1 oranında azalır) olan DigiByte 2035 yılına kadar toplam 21 milyar adet üretilecek. Bitcoin’in 12.000 civarında node sahip olduğu düşünüldüğünde bu alanda kat edilen mesafenin de ne kadar muazzam olduğu daha net anlaşılır. Ayrıca 21 milyon Bitcoine karşılık 21 milyar DigiByte üretilecek olması, çok daha yönetilebilir ve ölçeklenebilir bir yapı ortaya çıkarmış oluyor ki bu günlük hayatta kullanılabilirlik açısından oldukça önemli bir nokta.

DigiByte Üretim Arzı

Tüm bu saydığımız özellikler bugün DigiByte’ı Dünya üzerindeki en hızlı, en güvenli, en merkeziyetsiz ve en uzun UTXO Blockchain konumuna getiriyor. Gönderilen para ve ödemeler, neredeyse anında ve yok sayılabilecek kadar düşük (0,00003 USD) işlem ücretleri ile karşı tarafa ulaşıyor. Sadece White Paper'lar dan ibaret konsept projelerin aksine DigiByte, kendi Blockchain'i üzerinde çalışan doküman imzalama için akıllı kontrat DiguSign ve kimlik doğrulama için merkeziyetsiz uygulama Digi-ID gibi gerçek dünyada da aktif olarak kullanılan ve sayıları her gün artan platformlara ev sahipliği yapıyor.

DiguSign & Digi-ID

Gönüllülerden oluşan DigiByte Foundation ve onlarca ülkede faaliyet gösteren yerel topluluklar tarafından desteklenen DigiByte Blockchain, sadece bir kripto para olmanın ötesinde Venezuela da yüksek enflasyon krizinden etkilenen çocuklara yardım ulaştırmak gibi sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyor. DigiByte kurucusu Jared Tate MIT, Harvard ve NYU başta olma üzere ABD'nin en saygın üniversitelerinden davetler alıyor ve bu kampüslerde Blockchain teknolojisi üzerine konuşmalar yapıyor. Peki hiç mi dezavantajı yok bu DigiByte’ın? Neden bu denli eşsiz ve iyi bir Blockchain bugün hakettiği ölçüde ilgi görmüyor? Bu sorunun cevabı aslında DigiByte’ın şu anda sahip olduğu en büyük avantajın, aynı zamanda en büyük handikapını oluşturuyor olmasında saklı ki o da sahip olduğu üstün Merkeziyetsizlik!

DigiByte Foundation

Ultra decentralized yapısı yüzünden, hiçbir kurum, ülke ve madenci grubu tarafından kontrol edilemiyor bu da kendisini destekleyen gönüllüler dışında hiçkimse tarafından reklam ve tanıtımının yapılmaması sorununuda beraberinde getiriyor. Büyük yatırımcılar ve şirketler şu yada bu şekilde müdahale edebildikleri, çıkarlarına hizmet edebilecek coinleri insanların gözünün içine sokarak geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlıyorlar.


Ancak bu durum çok yakında değişecek! İnsanlar ve kurumlar hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın; DigiByte’ın sunduğu hız, güvenlik ve merkeziyetsizlik gibi özelliklerinin önemini kavramaya başlayacak. DigiByte 5 yıl önce de buradaydı, yıllar sonra da burada olacaktır. Ancak 5 aylık mazisi olan çoğu merkezi projeye yarın ne olacağını kestirmek güç. DigiByte’a ve bu felsefeyi takip eden kripto paralara destek olmak hepimizin faydasınadır.

Yorumlar

Haftanın Popüler Makaleleri:

Hangi Cüzdan?

Nasıl Mining Yaparım?

Nereden Alırım?